Kim Milyoner Olmak İster? Ahmet Arda GİTMEZ 29 Mart 2012

2. yarışmacı Ahmet Arda GİTMEZ
23 yaşındaki Ahmet Arda GİTMEZ, Koç Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümünü %100 burslu okumuş, ve okulu birincilikle bitirmiş. Ekonomi Bölümünde yüksek lisans yapan Arda, aynı zamanda internette blog yazıyor. Babası subay, annesi devlet memuru, Balıkesir doğumlu. Arda, yarışmaya katılacağını ailesine haber vermemis, arkadaşlarıyla birlikte gelmiş.

Mar 22, 2012 - Eğitim    5 Comments

Dede Korkut Hikayeleri 12 Hikaye’nin Geniş Özeti

Günümüze kadar gelmemiş olan ve on iki epik hikaye­den oluşan Dede Korkut Kitabı’nın diğer adı Oğuz Destanı (Oğuzname)’dır. Kuzeydoğu Asya’daki Göktürk Devletini oluşturan halklardan olan Oğuzlar, sonradan güneybatıya doğru göç ederek, X. yüzyılda Maveraünnehir ve civarındaki bozkırları yurt edinmişlerdir. Müslümanlığı kabul eden Oğuz­lar, X. ve XI. yüzyıllarda, o zaman müslüman olmayan Kıpçaklarla sürekli olarak çarpışmışlardır. İşte Dede Korkut Ki­tabı, Oğuz boylarının Doğu Anadolu’da kendi aralarındaki veya Trabzon Rumları ve Kafkas Gürcüleri ile olan savaşlarını anlatır. Bu savaşlar, tahminlere göre, eski Oğuz Destanı’na yansımıştır.
Ozanlar olayları defalarca yeniden saz eşliğinde söyle-mişlerse de en eski metinler kaybolmuştur. Elimizdeki met­nin, Oğuzlar Ortadoğu’ya yerleştikten sonra, Osmanlılar dev-rinde Doğu Anadolu’da Erzurum bölgesinde, XV. yüzyıl so­nunda yazıya geçirildiği tahmin ediliyor. Ve Oğuzların hükümdarı “Hanlar Hanı” Bayındır Han, Banu Çiçek, Burla Hatun ve Selcen Hatun diğer kahraman­lardır.
Aşağıda Dede Korkut Hikayeleri özetlendirilmiştir.
Dirse Han Oğlu Boğaç Han
Hanlar Hanı Bayındır Han, yılda bir kez şenlik düzenleyip, bütün Oğuz beylerini konuk ederdi. Yine bir şenlik zamanı idi. Şenlikte, Han’ın emri gereğince, oğlu ve kızı olmayanlar kara çadırda kalacak, altına kara keçe döşenecek, kara koyun eti verile­cekti.
Oğuz Hanlarından Dirse Han’ın hiç çocuğu yoktu. Bu yüz­den onu kara çadıra yerleştirdiler. Sebebini sordu. “Çocuğun olma­dığı için” cevabını alınca, yanında getirdiği kırk yiğidi ile şölen yerini terk etti. O kızgınlıkla gelip hanımına acı sözler etti. Hanı­mı, “Ona büyük bir şölen tertip etmesini, açları doyurmasını, çıplakları giydirmesini, hayır dualar almasını, bu dualar içerisinden birisinin kabul olabileceğini” söyledi. Dirse Han, hanımının dediği gibi yaptı.
Dualar kabul oldu. Hanımı gebe kaldı. Zamanı gelince bir erkek çocuğu doğurdu. Çocuk büyüdü, gürbüz bir delikanlı oldu. On beş yaşına gelince, Bayındır Han’ın yiğitleri arasına karıştı.
Bir gün arkadaşları ile otururken, Bayındır Han’ın üç kişinin sağ yanından, üç kişinin de sol yanından, demir kazıklarla zor zaptettiği boğası, bunların elinden kurtulup sağa sola saldırmaya başlayınca, herkes kaçmış, Dirse Han oğlu ortada yapayalnız kalmıştı. Boğa üzerine hücum edince, yumruğu ile alnının ortası­na bir tane yerleştirdi, boğa kıç üstü yere devrildi. Kalkıp hücum etti, akıbeti aynı oldu. Sonunda, oğlan boğayı yendi. Bıçağı ile kafasını kesti. Böyle bir yiğitlik görülmemişti.
Dedem Korkut geldi, oğlanla beraber babasının yanına gitti, boy boyladı, soy soyladı, oğlanın adı “Boğaç” olsun dedi.
Dirse Han, oğluna Beylik verdi, taht verdi. Ancak, Dirse Han’ın kırk yiğidi bu durumu hazmedemediler. Baba ile oğlun arasını açmak için yalanlar, dedikodular, asılsız haberler ürettiler. Sonunda, Dirse Han’ı oğluna düşman ettiler. Bir av sırasında, Dirse Han, oku ile oğlunu iki kürek kemiği arasından vurdu. İçi kan ağlaya ağlaya çadırına döndü. Hanımı, oğlum nerede diye sorunca, cevap veremedi. O kırk hain, “Oğlun iyidir, sağdır, avda­dır” deyince, annesi yanına kırk ince belli kız alarak, oğlunu ara­maya çıktı. Bu arada, Hızır gelmiş, oğlanın yarasını sıvazlamış, “Korkma oğul, dağ çiçeği ile ananın sütü sana ilaç olacak, iyileşeceksin” demişti.
Anası, oğlunun yanına varır, al kanlar içinde görünce, ağıta durur. Oğlan sese uyanır ve Hızır’ın söylediklerini anlatır. Kızlar dağ çiçeği topladılar, anası memesini üçüncü sıkmada sütü geti­rebildi. Süt ile çiçekleri, yarasına sürdüler. Gizlice beyin otağının yakınlarına getirdiler.
Aradan kırk gün geçti. Oğlan iyileşti, yine aynı yiğit oldu.
Kırk hain, oğlandan korktular. Dirse Han’ı kaçırıp, gâvur el­lerine götürdüler. Anası, bütün bu olanları oğluna anlattı. Oğlan, kırk yiğidini yanına alıp, namert kırk kişinin elinden savaşarak babasını kurtardı. Baba-oğul sarmaş dolaş oldular. Sonra yurtları­na döndüler.
Bayındır Han, olanları duydu. Oğlana Beylik verdi, taht ver­di. Dedem Korkut da geldi, tahtının tacının ulu, ömrünün uzun, kılıcının keskin olması için dualar etti…

Read more »

“Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder” sözünün sahibi, tıp tarihinin başucu kitaplarından “Tıbbın Kanunu”nun yazarı olan bilim adamı kimdir?Kim Milyoner Olmak ister Buğra ÇİL

“Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder” sözünün sahibi, tıp tarihinin başucu kitaplarından “Tıbbın Kanunu”nun yazarı olan bilim adamı kimdir?
a) Gregor Mendel
b) Louis Pasteur
c) İbni Sina
d) Aristoteles

Sayfalar:«1...10111213141516...44»